SanalForum.com » ismi forum içi gerçek » orijinal paylasimlar sunar!
Temmuz 03, 2009, 07:05:43 am *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz.
SanalForum'da Türkçe'ye özen gösterilmektedir.

SanalForum'da Yeni Neler Var?

 
   Ana Sayfa   Program En iyi Oyunlar Webmaster Televizyon Kameralı Sohbet Ara Anahtar Kelimeler  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SOSYAL HAYATI DÜZENLEYEN KURALLAR......  (Okunma Sayısı 2749 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
erdenar
the security
Altın Üye
****

Popülerlik 2
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1783


Zoru Başarırım İmkansız Biraz Zaman Alır....


« : Ağustos 28, 2006, 01:37:23 am »



SOSYAL HAYATI DÜZENLEYEN KURALLAR

GİRİŞ

İnsanlarda yaradılışları gereği egemen olan iç güdüsel bir eğilim, diğer insanlarla birlikte ve topluluklar halinde yaşamaktır. Yani kısaca insanlar “toplum içinde ve toplumla birlikte” yaşamaya yöneliktir. Bu şekilde bir arada yaşama, düzensiz ve kargaşa biçimde olursa, amaca ters düşen bir sonuç doğar ve kişilerin güvenliği azalır yada yok olur.Bu sebeple kişilerin topluluklar içindeki diğer kişilerle ve toplulukların diğer topluluklarla olan ilişkilerini belirli kurallara bağlamak, böylelikle bir düzen ve güvence getirmek zorunludur. Kişiler ve topluluklar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallara genel olarak sosyal hayatı düzenleyen kurallar denilmektedir. Bunlar hukuk,ahlak, din ve görgü kuralları şeklinde bir ayrıma tabi tutulabilir. Hukuk kuralları ise kamu hukuku kuralları ve özel hukuk olarak ikiye ayrılmaktadır. Özel hukuk kuralları eşit kişiler arasındaki ilişkileri eşitlik ilkesini esas alarak düzenlediği halde; kamu hukuku üstün bir otorite ile bu otoriteye bağlı kişiler arasındaki ilişkileri düzenler.

Hukuk kurallarının amacı, toplum düzenini korumak ve kişilerin barış içerisinde bir arada birbirlerinin hak ve özgürlüklerine uyarak yaşamasını sağlamaktır. Hukuk kurallarının bir kısmının çiğnenmesi durumunda kuralı çiğneyen kişi tazminat zorla yerine getirme,aynen tazmin vb. yaptırımlarla karşılaşır.Kamu hukuku kurallarından, ceza kurallarının çiğnenmesi durumunda kişi hayat,cisim ve özgürlük gibi konularda bir takım yoksunluklara uğratılır.

 

HUKUKUN TANIMI VE ÖNEMİ


Bir görüşe göre; "Hukuk, toplum düzenini sağlayan ve devlet yaptırımı (müeyyidesi) ile desteklenmiş bulunan kurallar bütünüdür."

İkinci bir görüşe göre; "Hukuk, toplum hayatında kişilerin birbiriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu kudreti ile desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür."

Görüldüğü gibi her iki tanımda da hukukun maddi bir yaptırıma bağlanmış olduğu görülüyor. Hukukun önemi, diğer sosyal kurallardan farklı olan bu yapısından kaynaklanır. Din, ahlak, görgü kuralları maddi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Hukuk kuralları ise devlet tarafından bir yaptırıma (müeyyideye) bağlanmıştır.

HUKUKUN DİĞER SOSYAL KURALLARLA İLİŞKİSİ

Sosyal hayatı düzenleyen kurallar; hukuk, din, ahlak ve görgü kurallarıdır.

Din Kuralları : Din kuralları, Tanrı tarafından konulmuş ve peygamberler aracılığı ile insanlara ulaşmış olan bir takım hükümlerdir. Laik devletlerde din kurallarına uymamanın yaptırımı maddi değil, manevidir. Bu nedenle kişi ile Allah arasına hiç kimse giremez. Ancak "günahkar olma", "ahrette cezaya çarpılma" gibi manevi yaptırımlar kişinin davranışlarına yön verir ve suç işlememesine neden olur. Böylece din kuralları sosyal hayatı düzenleyen kurallar içinde yer alan önemli kurallardan biridir.

Ahlak Kuralları : Ahlak, "Bir toplumda iyilik ve kötülük hakkında oluşan değer hükümlerine göre yapılması ve yapılmaması gereken davranışlara ilişkin kurallar bütünüdür."

Örneğin; yalan söylememek, yardımsever olmak, dedikodu yapmamak ahlak kurallarıdır.

Ahlak kurallarının emir ve yasaklarına aykırı davranışta bulunanların karşılaşacağı tepki de manevidir. Yani "ayıplama, hor görme, kınama" şeklinde görülür. Ahlak kuralları da din kuralları gibi maddi bir yaptırımdan yoksun oldukları için sosyal ilişkilerin etkin biçimde düzenlenmesinde yetersiz kalmaktadır.

Görgü Kuralları : Bu kurallar günlük olağan ilişkilere yön veren kesin bağlayıcılığı olmayan kurallardır. Kendiliğinden ve giderek yaygınlaşan, hatta kuşaktan kuşağa geçebilen bu kurallar; sanki sosyal çevrenin onayı ile yürürlük kazanırlar. Aile, arkadaş, okul ve iş hayatı içinde görerek, sınayarak benimsenen bu kurallar, bireylerin içinde bulunduğu toplulukta diğer bireylerle olan ilişkiler bakımından yadırganmadan yaşama koşullarını belirler. Çevrenin eğitim, kültür düzeyine göre değişkenlik gösterirler. Konuşma,yeme, içme, giyim, kuşam, nezaket vb. konulara ilişkin bu gibi kurallar görgü kuralları olarak adlandırılır. Görgü kurallarının yaptırımı da din ve ahlak kuralları gibi manevidir. Uymayan kişi toplumun diğer bireylerince kaba, bilgisiz, nezaketsiz gibi bazı sosyal eleştiriler alır. Bu tür "manevi tepkilere" aldırış etmeyen bir kimseyi görgü kurallarına "zorla" uydurma olanağımız yoktur. Diğer sosyal kurallar içerisinde en zayıf tepki uyandıran "görgü kuralları" da maddi yaptırımdan yoksun oldukları için sosyal ilişkilerin etkin biçimde düzenlenmesinde yetersiz kalmaktadır.

Hukuk Kuralları : Hukuk, toplum hayatında kişilerin birbiriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu kudreti ile desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür. Hukuk kuralları "maddi yaptırımlı" oldukları içindir ki, bu kuralların emir ve yasaklarına kişiler zorla uydurulur. Örneğin; adam öldürenlerin, hırsızlık yapanların görecekleri tepki hukuk kuralları ile belirlenmiştir.

Hukuk kurallarının koyduğu emir ve yasaklar, diğer sosyal kuralların, özellikle ahlak kurallarının emir ve yasaklarıyla büyük ölçüde benzerlik gösterir. Başka bir deyişle, din ve ahlak kurallarının yapma dediği bir eylem ve davranışa hukuk kuralları asla yap demez. Örneğin başkalarının canına, malına ve namusuna göz dikmek, din ve ahlak kuralları tarafından da yasaklanmıştır. Ancak bunların ceza yaptırımına bağlanması bu yasakların hukuk kuralları ile gösterilmiş olmasındandır.

Aynı şekilde din ve ahlak kurallarının "yap" dediği bir davranışa hukuk kuralları "yapma" demez. Örneğin, verilmiş bir söze sadık kalmayı din ve ahlak kuralları emreder. Aynı şeyi hukuk kuralları da emreder. Gerçekten bir sözleşme yapmış bulunan kimse, bu sözleşmeden canı istedi diye dönemez, aksi halde hukukun ön gördüğü "tazminat" yaptırımı ile karşılaşır.

Hukuk kurallarının görgü kuralları ile de ilişkisi vardır. Örneğin, sokakta karşılaştığımız bir dostumuzu selamlamamız bir görgü kuralıdır. Askeri şahısların birbirini selamlamaları ise bir hukuk kuralıdır.

Sosyal düzen kuralları karşılaştırılırken bunlar arasında; kaynakları, şekilleri, kapsamları, yaptırımları yönünden farklılıklar bulunduğu ileri sürülmektedir. Ancak en önemli fark yaptırım (müeyyide) konusundadır.

 

YAPTIRIM (MÜEYYİDE) KAVRAMI

Yaptırım, sosyal hayatı düzenlemekte olan kurallara uygun biçimde davranmadığımız, onların yap dediğini yapmadığımız veya yapma dediğini yaptığımız takdirde karşılaşacağımız tepkidir. Bizleri bir kuralın koymuş olduğu emirlere uygun biçimde davranmaya veya onun yasakladığı davranışlarda bulunmaktan kaçınmaya zorlayan da, hep bir tepkiyle, bir yaptırımla karşılaşmak korkusudur. Din, ahlak, görgü kurallarının yaptırımı toplumumuzda manevidir. Hukuk kurallarının yaptırımı ise maddidir.

Hukuk yaptırımları; ceza, cebri icra, tazminat, hükümsüzlük, iptal şeklinde beş grupta toplanmıştır.

a. Ceza Yaptırımı :

Suçların karşılığı ceza yaptırımı olarak ortaya çıkar. TCK'ya göre suçlar cürüm veya kabahattir. TCK md.11'e göre; cürümlere mahsus cezalar şunlardır : İdam, ağır hapis, hapis, ağır para cezası, kamu hizmetlerinden yasaklılık.

Kabahatlere mahsus cezalar şunlardır : Hafif hapis, hafif para cezası, belirli bir meslek ve sanatın tatili,

Diğer taraftan, askeri ceza hukuku kuralları da bir takım cezalar koymaktadırlar. Örneğin, göz ve oda hapsi cezası gibi.

Nihayet "Disiplin cezaları" dediğimiz başka tür cezalarda vardır. Disiplin cezaları memur,asker, öğrenci, dernek üyesi gibi belli bir statü içinde bulunan kimselere hizmet ve iç düzenle ilgili kurallara aykırı davranışlarda verilir.

b. Cebri İcra Yaptırımı :

Borçlu borcunu ödemez ise alacaklı, icra yolu ile onun malını haczettirip paraya çevirtip alacağına kavuşur.

c. Tazminat :

Bir kimse başkasına maddi veya manevi zarar verirse bunu tazmin etmeye zorlanır.

d. Hükümsüzlük :

Bazı hukuki işlemler belirli şekilde yapılmalıdır. Örneğin, resmi olarak evlendirmeye yetkili makamlar önünde yapılmayan evlilik hükümsüzlük yaptırımına tabi olur.

e. İptal :

Bir idari makamın hukuk kurallarına ters düşecek biçimde yapmış olduğu idari işlemler, bu yüzden hakları ihlal edilen kimseler tarafından yetkili yargı organına başvurmak yoluyla iptal ettirilebilir.
Logged

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz;en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyettir; medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kafidir..  Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Sponsorlar
Zurna
İstatistikler
Üye: 194625
Mesaj: 1212101
Konu: 30396

Son uyemiz ilhan-nl, SanalForum'a Hosgeldin!
» Daha fazla istatistik
» En son mesajlar
Test Sürüşü
Merhaba, Test Sürüşü'ne katılmak için giriş yapmalı veya üye olmalısınız.
Sitemaps » Kategoriler Son Konular 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19

Hakkımızda | Reklam | Kullanım Sözleşmesi | İletişim | Arşiv | Kameralı Sohbet | Chat | Sitemap | Ror | Urllist | |

© SanalForum.com 2001-2009 Tüm Hakları Saklıdır!

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2007, Simple Machines LLC